Tarihte bugün Atatürk

 

16 MART

 

16 Mart 1916 – Diyarbakır'a gitmekte olan Atatürk'ün, trenle öğle üzeri Eskişehir'e gelişi ve öğle yemeğini Kurmay Başkanı İzzettin Bey'le beraber Eskişehir istasyonunda yemesi.

 

16 Mart 1917 – Mustafa Kemal'in Diyarbakır'daki II. Ordu Komutanlığına asil olarak atanması. Atatürk'ün, asaleten 2. Ordu Komutanlığı'na atanması (Bu tarih. i.A., s.805; A.B.İ.B.T.B.H., s.240'da 18 Mart 1917 olarak gösterilmiştir). [Kocatürk]

 

16 Mart 1920 – İngiliz yüksek komiserliğinden Andrew Ryan sabah 09:40'da Sadrazam Halil Paşa'ya İstanbul'un işgaline gerekçeleri içeren notayı teslim etti. Notada baş sorumlu Mustafa kemal paşa anılıyordu.

 

16 Mart 1920 – Vahdettin İstanbul işgal edildiği sırada işgal güçlerince kendisine verilen notaya cevaben şöyle diyordu (İhanetin belgesi); " Bağlaşık (Müttefik) devletler ile her zaman iyi ilişkiler içinde bulunmak istiyorum… İşlerin bu raddeye gelmesinden dolayı üzüntü duyuyorum." (Bu Vatan Böyle Kurtuldu, Erol Mütercimler)

 

16 Mart 1920 – İstanbul, İtilaf Devletleri tarafından işgal edildi. Meclis basıldı, bazı milletvekilleri tutuklandı ve Malta Adası'na sürüldü. Mustafa Kemal, durumu bütün devletler ve Millet Meclisleri nezdinde protesto etti. Ankara'da yeni bir Millet Meclisi toplama teşebbüsüne geçildi.

 

16 Mart 1920 – Manastırlı Hamdi Efendi isimli bir telgraf memurunun İstanbul'un işgal edildiğini Mustafa Kemal Paşa'ya bildirmesi. İstanbul'un işgali dolayısıyla Mustafa Kemal Paşa'nın millete beyannamesi: "…Bugün İstanbul'u zorla işgal etmek suretiyle, Osmanlı Devleti'nin 700 senelik hayat ve hakimiyetine son verildi. Yani, bugün Türk Milleti medeni kabiliyetinin, hayat ve istiklal hakkının ve bütün istikbalinin müdafaasına davet edildi."

 

16 Mart 1920 – Mustafa Kemal'in İstanbul'un işgali nedeniyle millete beyannamesi: "…. Bugün, İstanbul'u zorla işgal etmek suretiyle Osmanlı Devleti'nin yedi yüz senelik hayat ve egemenliğine son verildi. Yani bugün Türk milleti, medenî kabiliyetinin, yaşama ve bağımsızlık hakkının ve bütün geleceğinin savunmasına davet edildi."

 

16 Mart 1920 – İstanbul'un işgalinden sonra Atatürk ve temsil heyeti Anadolu'dan İstanbul'a vergi gönderilmesini yasakladı. (Eylül 1920'de Rusya'dan ilk ekonomik yardım olarak 500 kilo altın ve sonra yine Rusya'dan 10 milyon altın ruble alınarak subay maaşları ödenmiştir.) (1920 bütçesi tamamen bağışlar, yardım ve hibeler ile halktan alınan cüzi vergilerle oluşturuldu.) (Akl-ı Kemal, c.3, Sinan Meydan)

 

16 Mart 1920 – İngilizlerin İstanbul'da Şehzadebaşı karakolunu basarak, 6 Türk erini uyurken şehit etmeleri.

 

16 Mart 1920 – Meclisi Mebusan'ın akşam oturumunda, İngiliz askerlerinin Rauf ve Kara Vasıf beyleri tutuklamaları.

 

16 Mart 1920 – İngilizler, İstanbul'un işgalinden sonra tüm devlet dairlerine el koydu, Müslüman Türklerin görevlerine son verildi. (1920 yılında İstanbul'da 175 genelevi vardı. Bunların 164'ünün işletmecisi gayri müslim, 11'inin işletmecisi Türk'tü. Polis raporlarına göre kayıtlı 2745 hayat kadını vardı ki bunların tamamına yakını açlık çeken Müslüman kadınlar ve kız çocuklarıydı. (Charles Harington, Atilla Oral))

 

16 Mart 1920 – O günlerde Avusturya ve Macaristan birer cumhuriyete dönüşmüş, yeni kurulan Polonya ve Çekoslovakya da cumhuriyet biçiminde örgütlenmişlerdi. Atatürk, Milli Mücadele ortamında dünyadaki bu gelişmeleri de yakından takip ediyordu. 16 Mart 1920'de İngilizlerin İstanbul'u işgal edip Meclisi Mebusan'ı dağıtmaları üzerine hemen harekete geçen Atatürk, Ankara'da bir "kurucu meclis" toplamak istedi, ancak bunun yanlış anlaşılacağını düşünerek "olağanüstü bir meclis" için hazırlıklara başladı.

 

16 Mart 1920 – Türk havacıları İstanbul'un işgalinden hemen sonra Maltepe meydanındaki 45 uçaktan uçabilecek durumdaki 20 tanesini Anadolu'ya kaçırmaya teşebbüs etti ancak başaramadı. (İngilizler alanı işgal edip uçakları ve malzemeleri tahrip etti.) (Akl-ı Kemal, C.4, Sinan Meydan)

 

16 Mart 1921 – Moskova Anlaşması. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Sovyet Rusya arasında "Moskova Antlaşması"nın imzalanması. Sovyetler bu antlaşmaya göre Misak-ı Milli'yi tanıyarak, Ankara'daki hükümete her yıl 10 milyon ruble altın vermeyi taahhüt etti.

 

16 Mart 1921 – Batum Lozan'da görüşme konularından biri değildi. 16 Mart 1921 Moskova Antlaşması'yla Gürcistan'a bırakılmıştı.

 

16 Mart 1921 – Moskova'da Türk –Sovyet Dostluk ve Kardeşlik Anlaşması imza edildi. 16 Maddeden oluşan anlaşmanın başlangıç kısmında tarafların "Ulusların kardeşliği" ilkesini ve her milletin kendi geleceğini özgürce belirleme hakkına sahip olmasını kabul ettikleri vurgulanmıştı. Bu anlaşmayla Rusya Misak-ı Milli'yi de tanımış oldu. (Sinan Meydan, 1923, 3. Baskı, s.75.) (İttifak bahsi bu metinde de yoktu.)

 

16 Mart 1921 – Türk – Sovyet dostluk anlaşmasına göre Sovyetler Sevres anlaşmasını tanımıyor, Misak-ı Milli sınırları tanınıyor, ideolojilere kısıtlama getirmiyor, boğazlardaki Türk egemenliği tanınıyordu. Türkiye ise Boğazlar statüsünün sadece Karadeniz'e kıyıdar devletler tarafından tespitini kabul ediyordu. (Sovyetler aynı gün İngilizlerle de bir ticaret anlaşması imzaladı.)

 

16 Mart 1920 – İstanbul'un işgali üzerine Mustafa Kemal Paşa'nın heyet-i temsiliye adına,işgal kuvvetleri siyasilerine, bakanlık ve meclislerine gönderdiği protesto. (Aynı gün bütün vali ve komutanlıklara da ayrı bir genelge yayınlanarak halkın mitinglere ve teşkillerin protesto telgraflarına yönlendirilmesi istenmiştir.) (Nutuk)

 

16 Mart 1920 – Mustafa Kemal Paşa'nın İstanbul'un işgali üzerine halka açık bildirisi; "…. vatanımızı ve istiklalimizi kurtarmak için giriştiğimiz kutsal mücadelede Tanrı'nın yardım ve koruyuculuğu bizimledir…."(İslam dünyasına da ayrıca bir bildiri yayınlanarak işgalin protesto edilmesi istenmiştir.) (Nutuk)

 

16 Mart 1921 – Bekir Sami Bey'in, Londra Konferansı'nın 12 Mart 1921 tarihli son toplantısında İtilâf Devletleri temsilcilerinin Türk heyetine sundukları teklifler hakkında, Londra'dan Atatürk'e raporu.

 

16 Mart 1922 – İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon Londra'da önce İstanbul hükümetinin temsilcisi Ahmet İzzet Paşa ve ardından Ankara hükümetinin Hariciye Nazırı Yusuf Kemal Bey'le ayrı ayrı görüştü.

 

16 Mart 1923 – Atatürk'ün, Adana Türkocağı'nda çiftçiler tarafından şerefine verilen ziyafette konuşması: "…Eğer milletimizin büyük ekseriyeti çiftçi olmasaydı, biz bugün dünya yüzünde bulunmayacaktık."

 

16 Mart 1923 – Atatürk, Adana Darülmüallimîni (Erkek Öğretmen Okulu), Adana Sanayi Mektebi (Sanat Okulu), Adana Darülmuallimatı (Kız Öğretmen Okulu)ve Sultanî Mektebi (Lisesi)'nde.

 

16 Mart 1923 – Atatürk'ün, Adana Türkocağı'nda tertiplenen Esnaf Cemiyeti çayında konuşması: "…Bir milleti yaşatmak için birtakım temeller lâzımdır ve bilirsiniz ki bu temellerin en önemlilerinden biri sanattır. Bir millet sanattan ve sanatkârdan mahrumsa, tam bir hayata sahip olamaz. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur." [Kocatürk]

 

16 Mart 1923 – Atatürk Adana esnafıyla konuşmasında; "Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir değer ölçüsü vardır. Bu değer ölçüsü ile hangi şeyin bu dine uygun olup olmadığını kolayca anlayabilirsiniz. Hangi şey ki akla, mantığa, milletin menfaatine, İslam'ın menfaatine uygunsa kimseye sormayın, o şey dinidir. Eğer dinimiz aklın, mantığın kabul ettiği din olmasaydı en mükemmel din olmazdı, en son din olmazdı." (1923, Sinan Meydan, 3. Baskı., s.484)

 

16 Mart 1923 – Adana'da yaptığı konuşmada Atatürk; "… bizi yanlış yola sevk edenler, bilirsiniz ki çoğu din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep dini kural sözüyle aldata gelmişlerdir…."

 

16 Mart 1923 – Mustafa Kemal'in Adana Türk Ocağı'nda söyledikleri; "Elhamdülillah hepimiz Müslümanız, hepimiz dindarız."

 

16 Mart 1923 – Atatürk Adana'da çiftçilerle yaptığı konuşmada; "Dünyada fetihlerin iki aracı vardır; biri kılıç diğeri saban. Zaferinin aracı yalnızca kılıçtan ibaret olan millet, bir gün girdiği yerden kovulur, terzil edilir, sefil ve perişan olur. Öyle milletlerin sefaleti ve perişanlığı o kadar büyük ve kötü olur ki kendi vatanlarında bile mahkûm ve esir bir halde kalabilirler. Onun için gerçek fetih kılıçla değil sabanla yapılandır. Saban kılıç gibi değildir. O kullanıldıkça kol kuvvetlenir. Kılıç kullanan kol ise çok geçmeden yorulduğu halde saban kullanan kol zaman geçtikçe toprağın daha çok sahibi olur. Kılıç ve saban; bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima mağlup oldu. Tarihin bütün olayları, hayatın bütün mücadeleleri bunu doğruluyor." (1923, Sinan Meydan, 3. Baskı., s.304)

 

16 Mart 1931 - İlk kadın Operatör Dr. Suat, Haseki Nisa Hastanesi'nde sınav vererek uzmanlık belgesi aldı.

 

16 Mart 1933 – Atatürk'ün, gece Çankaya'da film izlemesi.

 

16 Mart 1936 – Atatürk'ün, Çankaya'da Amerika Büyükelçisi Mac Murray'ı Kabulü.

 

16 Mart 1937 – Atatürk'ün, Çankaya'da İngiltere Büyükelçisi Percy Loraine ve Mısır Büyükelçisi Mofty El-Gazaerly'i kabulü.