Tarihte bugün Atatürk

 

17 ŞUBAT

 

16 / 17 Şubat 1913 – Çanakkale cephesinde, bir kısım kuvvetlerin -Bahr-i Sefit Boğazı Kuva-yi Mürettebe Komutanı Fahri Paşa komutasında- Bolayır Kolordusu adı altında birleştirilmesi (Atatürk, kısa süre sonra bu kolordunun Kurmay Başkanlığı'na atanmıştır. [Kocatürk]

 

17 / 18 Şubat 1913 – Atatürk ve Fethi (Okyar) Bey'in, Başkomutan Vekili Ahmet İzzet Paşa'ya, beraber imzalayarak sundukları, Bulgarlara taarruz ile Trakya ve Edirne'nin kurtarılması hakkında harekât plânı önerisi. (Bir sureti de Sadrazam ve Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa'ya sunulan bu plân, gerçekçi olmasına rağmen Harbiye Nezareti ve Başkomutanlıkça uygulanmamış, sonunda olaylar Edirne'nin düşüşüne uzanmıştır.).

 

17/18 Şubat 1913 – Atatürk'ün, Sadrazam ve Harbiye nazırı Mahmut Paşa'ya gönderdiği raporunda 'Edirne'yi kurtarmak için bir an önce taarruza geçilmesini' istemesi.

 

17 Şubat 1913 – Atatürk ve Fethi Bey, bugün ayrı birer yazı ile -kuvvetleriyle Gelibolu'ya nakledilen- Hurşit Paşa komutasında çalışamayacakları gerekçesiyle istifalarını da bildirmişlerdir. [Kocatürk]

 

17 Şubat 1916 – Doğu cephesinde, Rusların Muş'u işgali.

 

14 veya 17 Şubat 1917 – Mustafa Kemal'in Hicaz Kuvve-i Seferiye Komutanlığına (Hicaz Seferi Kuvvetler Komutanlığına) atanması.

 

17 Şubat 1917 – Atatürk'ün, Başkomutanlık Vekâleti'nce Hicaz Kuvve-i Seferiye Komutanlığı'na atanması ve acele hareketinin emredilmesi. (Atatürk, Arabistan ve Medine cephesinde oluşturulması düşünülen bu kuvvet komutanlığına Ordu Komutanı yetkisiyle, fakat 4. Ordu Komutanlığı emrinde olmak üzere atanmıştı).(Mustafa Kemal 17 Şubat 1917‟de Hicaz Kuvve-i Seferiye Komutanlığına, ordu komutanı yetkisi ile IV. Ordu emrinde olmak üzere atandı. Paşa atandığı görevin mahiyetini öğrenmek için Şam'a gelir. Yol boyunca ve Şam'da, IV. Ordu Komutanı ve Bahriye Nazırı olup Suriye'yi kral naibi gibi geniş yetkilerle şaşaalı ve debdebeli bir şekilde yöneten Cemal Paşa'nın misafiri olur.)

 

17 Şubat 1917 – Atatürk Hicaz Kuvve-i Seferiye Komutanlığı'na atanmış ve Şam'a hareket etmiştir. (Atatürk'ün Gizli Kurtuluş Planları, Sinan Meydan, 7. Baskı, s.23) (Bu ordunun görevi Mekke'yi, Kabe'yi savunmak, Suriye'yi Medine'ye bağlayan demiryolunu elde tutmaktır.)

 

17 Şubat 1920 – İstanbul Osmanlı Mebuslar Meclisi, kabul ettiği Misak-ı Millî Beyannamesi'nin, basında yayınlanmasını ve bütün yabancı parlamentolara bildirilmesini kararlaştırdı. Misak-ı Millî Beyannamesi, 17 Şubat 1920 tarihinde, Edirne Milletvekili Mehmet Şeref (Aykut) Bey'in bir önergesinin kabulü ile Mecliste okunmuş, oybirliği ile benimsenmiştir. Ayrıca kabul edilen nihai metin basına dağıtılacak ve dünya parlamentolarına bildirilecekti.

 

17 Şubat 1920 – Misak-ı Milli Meclis-i Mebusan'ın gayri resmi oturumunda 28 Ocak 1920 tarihinde kabul edilmesine rağmen hemen ilan edilmedi. (Felah-ı Vatan grubunun (Başkanı Rauf Orbay) 7 Şubat 1920'de kurulması ve ardından 9 Şubat'ta güven oyu almasından sonra Misak-ı Milli'nin ilanına 17 Şubat 1920 tarihli toplantının ikinci oturumunda karar verildi. Karar bir gün sonra 18 Şubat 1920'de uygulamaya girdi.)

 

17 Şubat 1920 – Atatürk'ün, Sadrazam Ali Rıza Paşa'nın millî örgüt aleyhindeki 14.2.1920 tarihli genelgesi nedeniyle Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti örgütüne genelgesi: "…Yaşam ve varlığını sürdürme esasından ibaret olan millî teşkilâtın vatanın her köşesinde, geniş ve kapsamlı bir şekilde örgütlenmesine önceki gibi devam edilmesini bütün Merkez Heyetlerinden bir kere daha rica ederiz." (Mustafa Kemal 17 Şubat 1920 tarihli bir genelge ile Cemiyetin millî iradenin tecelli ettiği Mebuslar Meclisi'nin açılmasını sağladığını, millî davaya uygun ilkeler çerçevesinde bir barış yapılıncaya kadar millî birliği koruyacağını, bu bakımdan milletin hür yaşama temeline dayanan millî teşkilâtın vatanın her köşesinde kökleşmesine devam edilmesini istedi.)

 

17 Şubat 1920 – Atatürk'ün, Osmanlı Meclis-i Mebusan Başkanlığı'na, sağlık durumunun elverişsizliği sebebiyle İstanbul'a gelemediğini bildiren telgrafı: "Hastalığım sebebiyle bugünlerde hareketime imkân yoktur, izinli sayılmamı rica ederim." (Bu telgrafın İstanbul'a ulaşmasını takiben Meclis Umumî Heyeti'nce izinli olduğu kabul edilmiştir). [Kocatürk]

 

17 Şubat 1920 – Ali Rıza Paşa'nın 14 Şubat tarihli genelgesine cevaben Mustafa kemal Paşa tarafından yayınlanan genelge; "Meclis-i Mebusan'ı açabilen bu milletin esas davası milli davaya uygun birliktelik sergilemek ve uygun bir barış yapılana kadar vatanı korumaktır. Bu nedenle milli teşkilatın vatanın her köşesinde kökleşmesine eskisi gibi aynen devam edilecektir." (Nutuk)

 

17 Şubat 1921 – Bekir Sami Bey başkanlığındaki T.B.M.M. heyetinin Roma'ya varışı ve Bekir Sami Bey'in İtalya Dışişleri Bakanı Kont Sforza ile görüşmesi.

 

17 Şubat 1921 – Ankara dışındaki İstiklal Mahkemeleri kaldırıldı.

 

17 Şubat 1921 – Kurulan (İstiklal) Mahkemelerin dört aylık görevi sonrasında beklenen sonucun alınması üzerine, Ankara İstiklal Mahkemesi hariç, bu dönem İstiklal Mahkemeleri 17 Şubat 1921 tarihli 97 numaralı Meclis kararıyla kapatıldı. Ankara İstiklal Mahkemesi ise 31 Temmuz 1922 tarihine kadar görevine devam etti. Ankara İstiklal Mahkemesi dışındaki mahkemelerin kaldırılmasından sonra firar, casusluk, gasp ve soygunculuğun yeniden arttığı, iç güvenliğin yeniden bozulmaya başladığı gerekçesiyle 23 Temmuz 1921 tarihli 140 numaralı Meclis Kararıyla Konya, Kastamonu ve Samsun'da birer İstiklal Mahkemesinin kurulmasına karar verildi. Daha sonra, 5 Ağustos 1921 tarihinde çıkarılan 144 numaralı Başkumandanlık Kanunu ile Meclis, yetkilerini Mustafa Kemal Paşa'ya devretti ve böylece kurulmuş olan mahkemeler de doğrudan Mustafa Kemal Paşa'ya bağlandı.

 

17 Şubat 1923 İzmir'de "Türkiye İktisat Kongresi" toplandı. Gazi Mustafa Kemal'in, İzmir'de ilk Türkiye İktisat Kongresi'ni açması. 1923 İzmir'de iktisadi sorunları tartışmak, tüccar, esnaf, köylü ve işçilerin yeni ekonomik yapı içindeki işlevlerini belirlemek amacıyla Birinci Türkiye İktisat Kongresi toplandı. Kongrede Mustafa Kemal, İktisat Vekili Mahmut Esat Bey (Bozkurt) ile kongre başkanlığına seçilen Kazım Karabekir birer konuşma yaptı.

 

17 Şubat 1923 – Mustafa Kemal'in İzmir'de toplanan Türkiye İktisat Kongresi'ni açış konuşması: "… Siyasi, askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa, meydana gelen zaferler devamlı olamaz, az zamanda söner…"

 

17 Şubat 1923 – Atatürk'ün, İzmir'de toplanan "Türkiye İktisat Kongresi"ni açış konuşması: "…Yeni Türkiyemizi lâyık olduğu düzeye eriştirebilmek için mutlaka ekonomimize birinci derecede önem vermek zorundayız. Çünkü, zamanımız tamamen bir ekonomi devresinden başka bir şey değildir. …Kılıç ile zaferler kazananlar sapanla zaferler kazananlara mağlup olmaya ve netice olarak yerlerini onlara vermeye mecburdur. …Siyasî, askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa meydana gelen zaferler devamlı olamaz, az zamanda söner. …Ekonomi demek her şey demektir, yaşamak için, mutlu olmak için, insan varlığı için ne lazımsa onların hepsi demektir. Ziraat demektir, ticaret demektir, çalışma demektir, her şey demektir." [Kocatürk]

 

17 Şubat 1923 – Atatürk; "Halkın sesi, Hakk'ın sesidir." (Sinan Meydan, 1923, 3. Baskı, s.107.)

 

17 Şubat 1923 – Atatürk İzmir İktisat Kongresinde; "Tam bağımsızlığı sağlayacak tek güç, en güçlü temel kesinlikle ekonomidir…" (Sinan Meydan, 1923, 3. Baskı, s.130.)

 

17 Şubat 1923 – İzmir İktisat kongresindeki konuşmasında Atatürk; "Siyasal, askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa, kazanılan zaferler devamlı olmaz, az zamanda söner." (1923, Sinan Meydan, 3. Baskı., s.301)

 

17 Şubat 1925 – Aşar (ondalık) vergisinin kaldırılması. Aşar'ın kaldırılmasına dair Kanun'un kabulü. Osmanlı toprak sisteminden kalan 'Aşar Vergisi' kaldırıldı. Osmanlı döneminden kalma ve esası köylünün ürününün belirli bir bölümünü ayni vergi olarak devlete vermesi temeline dayanan aşar vergisi kaldırıldı. Böylece köylü ağır bir yükten kurtuldu.

 

17 Şubat 1925 – AŞAR VERGİSİ, çağdışı bir vergiydi. Mültezimler eliyle toplanıyor, birçok haksızlığa hatta zulme sebep oluyordu. Bütçenin beşte birini (%21,3) oluşturan bu vergi kaldırılmak zorundaydı. Konuyu bilen milletvekillerinin hazırladığı yasa tasarısı alkışlarla kabul edildi. (Cumhuriyet, Turgut Özakman)

 

17 Şubat 1925 – Öşür vergisi kaldırıldı. Böylece köylünün bütçedeki vergi yükü % 40'dan % 10'a düşürüldü. (Türkiye üzerine notlar, Metin Aydoğan)

 

17 Şubat 1926 – Yurttaşlar Yasası (Türk Medeni Kanunu) T.B.M.M.'de kabul edildi. Hukuksal düzenin çağdaş bir yapıya kavuşması yolunda en önemli adım; İsviçre Medeni Kanunu'nu esas alan kanunla, kişi, aile, miras ve eşya hukuku yeniden düzenlendi. Bu kanunla Türk vatandaşları arasında din, dil, ırk ve mezhep ayrımı sona erdi. Medeni Kanunu'nun Kabulü (Kadının medeni haklara kavuşması, çok evliliğin yasaklanması, hukuk düzeninin çağdaşlaştırılması)

 

17 Şubat 1926 – İsviçre Medeni kanunu ufak farklarla Türk Medeni kanunu olarak kabul edildi. (Akl-ı Kemal c.2, Sinan Meydan)

 

17 Şubat 1927 – Amerika Birleşik Devletleri ile yeniden siyasal ilişkilerin kurulması için notalar alınıp verildi.

 

17 Şubat 1929 - İsmet (İnönü) Paşa "İlmi Istılahlar Encümeni"nde öz Türkçe bir konuşma yaptı.

 

17 Şubat 1930 – İstanbul'da Türk Gazeteciler Birliği kuruldu.

 

17 Şubat 1931 – Atatürk'ün, Adana'da Valiliği, Cumhuriyet Halk Partisi Merkezi'ni, Belediye'yi ziyaretleri, daha sonra Türkocağı'nda konuşması: "Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri dildir. Türk milletindenim diyen insan, her şeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan, Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz!"

 

17 Şubat 1931 – Atatürk'ün, akşamüzeri Adana'dan Konya'ya hareketi.

 

17 Şubat 1935 – Atatürk'ün, saat 16.30'da Ege vapurundan Zafer destroyerine geçişi ve Alanya yönünde hareketi. [Kocatürk]

 

17 Şubat 1936 – Aralarında Urfa mebusu Ali Faik Ursavaş'ın da bulunduğu, Atatürk'e suikast girişiminden dolayı yargılanan 8 kişi beraat etti.