Tarihte bugün Atatürk

 

19 EYLÜL

 

19 Eylül 1917 – Bahriye Nazırı ve 4, Ordu Komutanı Cemal Paşa'nın, Atatürk'ün 18 Eylül 1917 tarihli telgrafına cevabı: "Sürdürmekte olduğum mücadeleler sırasında pek çok yararlanılacağına emin olduğum görüşlerinizi beklerim."

 

19 Eylül 1918 – General Allenby komutasındaki İngiliz birliklerinin, Filistin cephesinde genel taarruza başlaması (Bu sabahki İngiliz taarruzu karşısında 8. Ordu cephesinin yarılması üzerine 4. ve 7. Ordular da düşman tarafından çevrilme tehlikesinde kalmışlardı. Atatürk bu durumda, uygun koşullar altında muharebeye devam için 20 Eylül 1918 günü, birliklerine Şeria nehrinin doğusuna çekilme emrini verdi. Bu karar üzerine 7. Ordu birlikleri düzenini ve savaş gücünü bozmadan Rayak'a, oradan da Halep'e çekildi). [Kocatürk]

 

19 Eylül 1918 – İngiliz birliklerinin Filistin Cephesi'nde genel taarruza başlaması. Filistin Cephesi'ndeki, Yıldırım Ordular Grubu, İngilizlerin taarruzunu durduramadı. İngilizler Suriye'ye doğru ilerlediler.

 

19 Eylül 1918 – İngilizlerin Filistin'deki Türk cephesine saldırısı. (Bu cephe Liman Von Sanders komutasındaki Yıldırım ordularınca tutulmaktadır. Yıldırım orduları; Mersinli Cemal paşa komutasındaki 4ncü Ordu, Cevat Paşa komutasındaki 8nci Ordu ve Mustafa Kemal Paşa komutasındaki 7nci Ordudan meydana gelmiştir. Bu üç ordu Yafa'nın 20 Km. kuzeyi ile Lut gölü arasındaki 100 Km. genişliğindeki araziyi savunmaktadır. 7nci Ordunun iki kolordusunun başında ise birinde miralay İsmet Paşa ve diğerinde Ali Fuat Paşa vardır. 4 ve 8 nci Ordular daha ilk başta dağılmış, yük 7nci Orduya kalmıştır. General Albeny komutasındaki 500.000 kişilik İngiliz ordusuna karşı Liman Von Sanders'in 100.000 kişilik ordusunun şansı yok denecek kadar azdı. Nitekim Mustafa Kemal, göreve başladığının 19ncu günü başlayan düşman taarruzu neticesi diğer dağılan orduların askerlerini de toplayarak 12 bin mevcuduyla Şam'ın 15 Km. güneyinde Kisve'ye kadar başarılı bir şekilde çeklebilmiştir.) (Atatürk'ün Gizli Kurtuluş Planları, Sinan Meydan, 7. Baskı, s.38)

 

19 Eylül 1918 – Nablus yakınlarında saldıran İngilizler, Liman Von Sanders komutasındaki Türk birliklerine (Yıldırım Ordular Grubu) kesin yenilgi tattırdı.

 

19 Eylül 1919 – 2. Nazilli Kongresi toplandı.

 

19 Eylül 1919 – Atatürk'ün, Kâzım Karabekir'in 17 Eylül 1919 tarihli "…Heyet-i Temsiliye ve Kongre kararlarının daima imzasız, sadece 'Heyet-i Temsiliye' diye neşrini rica ederim. .. .Yüksek şahsiyetinizin herhalde ortada tek bir şekilde görülmemesi memleket yararı gereğidir" şeklindeki görüşü üzerine cevabı: "…Böyle umumî bir tabirin işaret ettiği şahsiyetler ve kuvvet gizli kalıyor. Ortada mesul kimdir? Bazı taraflardan, bilhassa Kastamonu, Ankara, Malatya, Niğde, Canik gibi yerlerden, doğrudan doğruya şahsen makine başına çağrılmaya başlandım. Âdeta "Heyet-i Temsiliye" unvanı altında gizlenen şahıslarla, şahsî beraberliğim olup olmadığına dair tereddüt işareti hissolundu. …Bütün cihan, benim bu işin içinde bulunduğumu bilir!"

 

19 Eylül 1919 – Atatürk'ün, "Heyet-i Temsiliye'nin ve Sivas Kongresi'nin faaliyetlerinin İngiliz hükümetince İtilâf Devletleri'ne karşı taarruz şeklinde sayıldığını belirten ve İstanbul hükümetiyle anlaşma teklifinde bulunan" Urfa mutasarrıfı Ali Rıza Bey'e cevabı: "Zat-ı âlileri gibi hamiyet sahiplerinin vazifesi, millî istekler ve millî irade dairesinde milletin işlerini yürütmektir." [Kocatürk]

 

19 Eylül 1921 – Mustafa Kemal'e Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kanunla "mareşal" rütbesi ve "gazi" unvanı verilmesi.

 

19 Eylül 1921 – Büyük Millet Meclisi'nin Mustafa Kemal'in rütbesi ve Gazi unvanı ile ödüllendirmesi. Mustafa Kemal'e mecliste gazilik ve mareşallik veren kanun teklifi tartışmasız ve alkışlar arasında kabul edildi.

 

19 Eylül 1921 – Atatürk; "Hukukumuzu sağlayıncaya kadar silahımızı elden bırakmayız." (Sinan Meydan, 1923, 3. Baskı, s.107.)

 

19 Eylül 1921 – Atatürk'e, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kanunla "Mareşal" rütbesi ve "Gazi" unvanı verişi. Atatürk'ün, kendisine "Gazi" unvanı ve "Mareşal" rütbesi verilişi münasebetiyle Meclisle teşekkür konuşması: "…Kazanılan bu başarı, Yüksek Heyetinizin iradesiyle kuvvet bulan ordumuzun iradesi sayesinde, düşman ordusunun iradesinin kırılması suretiyle belirmiştir. Bu sebeple ödüllendirişinizin gerçek muhatabı yine ordumuzdur."

 

19 Eylül 1921 – Atatürk Sakarya zaferinden sonra mecliste yaptığı konuşmada; "Sovyet halkının bugün, yarın ve her zaman Türkiye'nin dostluğuna güvenebileceğini" belirtti. (Sonrasında Frunze Türkiye'ye geldi. Aralık 1921 ve Ocak 1922 arasında Türkiye'de kalıp cepheleri gezdi ve dönüşünde Sovyetler, Türkiye'ye ordu ihtiyaçlarının karşılanması için 1.1 milyon Ruble verdi.) (Sinan Meydan, 1923, 3. Baskı, s.76.)

 

19 Eylül 1921 – Atatürk'ün, Sakarya Meydan Muharebesi hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde konuşması: "…Efendiler! Türkiye Büyük Millet Meclisi ordusunun Sakarya'da kazanmış olduğu meydan muharebesi, pek büyük bir meydan muharebesidir. Harp tarihinde misli belki olmayan bir meydan muharebesidir. …Bizi imha etmek görüşü karşısında varlığımızı silâhla korumak ve savunmak pek tabiîdir. Bundan daha tabiî ve daha haklı bir hareket olamaz."

 

19 Eylül 1922 – Türk ordusuna Çanakkale üzerine yürümesi için emir verildi. General Harrington, Çanakkale İngiliz komutanına Türkleri durdurma emri verdi.

 

19 Eylül 1922 – Poincaré, İngilizlerin savaş politikasını sürdürdüklerini, Fransızların Türklere ateş açmayacaklarını söyledi. Fransız ve İtalyan birlikleri, Çanakkale'den çekilmeye başladı.

 

19 Eylül 1922 – Mustafa Kemal'in ziyaretine gelen Churchill'in yeğeni gazeteci, gezgin ve heykeltıraş Clare Sheridan Mustafa Kemal'den kendisine heykel için poz vermesini ve The New York World için mülakat vermesini istedi.

 

19 Eylül 1922 – Atatürk'e, İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi Profesörler Kurulu'nun "fahri profesörlük" unvanı vermesi: "İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi Profesörler Kurulu 19 Eylül'de yaptığı toplantıda siz Kurtarıcı Kumandanlarını fahrî profesörlüğe oybirliği ile seçmekle şeref duyar."

 

19 Eylül 1922 – Başkomutan, General Pelle ile İzmir'de görüştü.

 

19 Eylül 1922 – Fransız ve İtalyan'lar Çanakkale'nin Anadolu yakasını boşaltılar.

 

19 Eylül 1923 – Atatürk'ün, Yarbay İbrahim Bey'in oğlu Kemalettin Efendi'nin hatıra defterine yazdıkları: "Oğlum Kemalettin! Babanın iyi ahlâklı bir insan, temiz bir asker olduğunu öğrendim. Seni, fotoğrafından incelemekle fikir çıkarmaya kalkışmayacağım. Babanın verdiği öğütler kıymetlidir. Ben, yalnız şunu ilâve edeceğim. Hatıra defterini başkalarının yazıları ile doldurmaya heves etmektense, hayat defterini kendi faaliyet ve fazilet eserlerinle doldurmaya bak!" [Kocatürk]

 

19 Eylül 1924- Mustafa Kemal'in, Rize'de, kendisine 'Medreselerin yeniden açılmasını istiyoruz' yazılı dilekçe veren Rize ve Pazar müftülerine sinirlenmesi; " … hayır, medreseler açılmayacak!"

 

19 Eylül 1924 – Atatürk'ün, Lâtife Hanımla beraber Hamidiye kruvazörü ile Rize'den Giresun'a gelişi ve Giresunlular adına konuşan bir gencin söylevine cevap konuşması: "Bu sözlerinizle bütün memleket gençliğine tercüman olmaktasınız. Muharebe meydanlarında kanlarını akıtan şehitlerin ruhları bu sözleri işitmekte ve huzura erişmektedir. Memleketin şuurlu ve zinde gençliği karşısında hissettiğim bahtiyarlık büyüktür."

 

19 Eylül 1924 – Atatürk'ün, Lâtife Hanımla beraber öğleden sonra Hamidiye kruvazörü ile Giresun'dan Ordu'ya gelişi, şehirde ziyaretleri ve akşam Ordu'dan ayrılırken halka hitabı: "…Bu şuurlu gösterinizle Türk milletinin bütün cihan karşısında sonsuza dek yaşayacağını bir daha ispat etmiş olan sizin samimî çehreleriniz ve sevimli gözleriniz karşısında, günlerce kalmak ve sizinle samimî sohbetlerde bulunmak isterdim!"

 

19 Eylül 1924 –Atatürk, Ordu'ya, öğleden sonra Hamidiye Kruvazörü ile geldi. (Atatürk, 19 Eylül günü Giresun'u ve Ordu'yu birkaç saatliğine ziyaret ederek Samsun üzerinden Erzurum'a geçti.) 13.00 sularında Giresun yönünden beliren kruvazör, 14.00 sularında Ordu açıklarında demirledi ve top atışlarıyla kenti selamladı. Önceden tasarlanan karşılama töreni için yüzlerce kayık, sandal, mavna, bayraklarla donatılarak kruvazöre doğru açıldı. Kayığın birinde sporcu giysileri içinde Ordulu gençler de vardı ve Atatürk'ü kendi kayıkları ile karaya çıkarmak istiyorlardı. Bir kayıkta da Vali, belediye başkanı ve diğer yöneticiler vardı. Bu yönetici kurulu kruvazöre çıkarak Cumhurbaşkanını karşıladılar.

 

19 Eylül 1924 - Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün Ordu'ya ilk adımını attığı yer, bugünkü İlkadım Anıtının olduğu yerdi. Binlerce Ordulu, Ata'sını alkışlarla karşıladı. Atatürk, ilk olarak belediyeyi, belediyeden sonra aynı binada bulunan Cumhuriyet Halk Fırkasını, daha sonra valiliği ziyaret etti.

 

19 Eylül 1924 - Atatürk, Ordu'da İdmanyurdu Kulübünü ziyaret etti. Kulübün anı defterine şunları yazdı: "İdmanyurdu'nun yeni teşekkül etmiş olmasına rağmen mevcudiyetini derhal ihsas ve izhar eder ruhta gençlerden mürekkep olduğunu gördüm. Memnunum. İdmanın bedeni olduğu kadar fikri olmasına dikkati celbederim. Gazi M. Kemal / 19 Eylül 1340, Ordu

 

19 Eylül 1924 - Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, Ordu'da, İdmanyurdu Kulübü binasından ayrıldıktan sonra, bu kez de Gençlik Yükselme Birliği Kulübü yöneticileri tarafından davet edildi. Bu daveti kırmayan Mustafa Kemal Atatürk, kısa bir süre bu kulübe ve daha sonra İhtiyat Zabitleri Kulübüne uğradı. Atatürk, Gençlik Yükselme Birliği Kulübünde, Keçiköy İlkokulu müdürü kendisine tanıtılırken, o yörenin çok yeşil olduğunu gemiden gördüğünü söyleyerek, okulun adının "Yeşilyurt" olarak değiştirilmesini istedi.

 

19 Eylül 1924 – Atatürk'ün Ordu'dan gemiyle ayrılırken halka hitabı; "Muhterem Ordu Ahalisi, Hakkımda gösterdiğiniz samimi tezahürat bende pek derin hissiyat bıraktı. Maalesef ciddi bir sebep aranızda fazla kalmama mani oluyor. Bunun için müteessirim. Fakat vaat ediyorum; ilk fırsatta aranızda daha fazla kalmakla bu teessürü izale edeceğim. Gönül arzu ederdi ki burada günlerce kalayım ve sevimli köylerinizi temaşa ile zevk alayım. Arkadaşlar! Sizin gibi şuurlu bir millete malik olan bu devlet, bütün cihana karşı iftihar etmek hakkına maliktir. Büyük teessürlerle sizden ayrılıyorum. Fakat vaadimi yaptığım zaman bu teessürlerim zail olacaktır. Allahaısmarladık." (Bu seslenişinin ardından, iki saat kadar kaldığı Ordu'dan ayrıldı.)

 

19 Eylül 1924 – Atatürk'ün, Lâtife Hanımla beraber akşam Hamidiye kruvazörü ile Ordu'dan Samsun'a hareketi.

 

19 Eylül 1924 – Atatürk'ün, Hamidiye kruvazörü ile Ordu-Samsun yolculuğu esnasında, gece gemide verdiği ziyafette Hamidiye Komutanı'nın konuşmasına cevabı: "…Millî Mücadele esnasında donanmamızın toplu olarak kullanılmasına imkân yoktu. Bununla beraber dağınık ve vatansevercesine hizmetler pek çoktur."

 

19 Eylül 1927 – Atatürk'ün, İstanbul polisinin başarılı çalışmaları nedeniyle kendilerini tebrik ettiğini İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bildirmesi.

 

19 Eylül 1928 – Atatürk'ün, Tokat'tan Sivas'a gelişi.

 

19 Eylül 1930 – Atatürk'ün, İstanbul'dan Ankara'ya hareketi.

 

19 Eylül 1933 – Atatürk'ün, gece Maksim salonunda Türk-İtalyan güreş karşılaşmalarını izlemesi.

 

19 Eylül 1933 – Maksim salonu sahnesinde Türk ve İtalyan milli takım güreşçileri karşılaştı. Netice son müsabakaya kadar berabere gitti. Atatürk heyecanla ve güreşçimize destek vermek için müsabakayı birkaç dakika geciktirip salona geldi. Ağır sıklet güreşçimiz (Çoban Mehmet) Atatürk'ün gelişiyle aldığı moralle İtalyan rakibini tuş etti ve Türk Milli takımı böylece galip geldi. (Cumhuriyet, Turgut Özakman)

 

19 Eylül 1935 – Atatürk'ün, öğleden sonra -10 Ağustos 1935 gününden beri kalmakta olduğu- Florya'dan Ertuğrul motoruyla Dolmabahçe Sarayı'na dönüşü.

 

19 Eylül 1936 – Atatürk'ün, akşamüzeri otomobille Sarıyer'e kadar bir gezinti yapması.

 

19 Eylül 1937 – Atatürk'ün, Ankara'dan İstanbul'a gelişi.

 

19 Eylül 1938 – Atatürk'ün sağlık durumu hakkında Dr. Nihat Reşat Belger ve Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp'in müşterek raporu: "Genel durum çok yorgun ve takatsizdir. Asit toplanması, ilerleyici bir şekilde devam etmektedir. Ankara'ya dönüşü olası görünmemektedir."