Tarihte bugün Atatürk

 

22 EYLÜL

 

22 Eylül 1915 – Atatürk'ün Çanakkale'de Cesaret tepesi'nden Fuat (Bulca) Salih (Bozok) ve İbrahim Beylere mektubu: "Telgrafınızı aldım. Duygu ve tebriklerinize teşekkür ederim. Buralarda bugüne kadar komuta ettiğim kuvvetlerle yaptığım görevlere karsı kolordu, ordu ve başkomutanlıklar tarafından gösterilen yüksek takdir cidden beni mahcup etmiştir. Savaşı yönettiğim yere "Kemalyeri", tümenimin düşmandan geri aldığı ve bu dakikada bulunduğum yere "Cesaret tepesi" isimlerini verdikleri gibi gümüş savaş madalyasından sonra altın liyakat savaş madalyası da verdiler. Terfim dahi konu oldu. Tabiî ben, terfi için çalışmadığımdan sıram geldiği zaman cevabını verdim"

 

22 Eylül 1915 – Mustafa Kemal günü yatakta dinlenerek geçirir. Rahatsızlığı sıtmadır. (Sonsuza Yolculuk , Yrd. Doç Dr. Ali Güler)

 

22 Eylül 1918 – Mustafa Kemal'e olağanüstü hizmetleri ve ordusunu imhadan kurtardığı için fahri yaverlik unvanı verilmesi. (Bu tarih, bazı kaynaklarda 21 Eylül, bazı kaynaklarda ise 23 Eylül olarak belirtilmiştir.)

 

22 Eylül 1918 – Atatürk'e, olağanüstü hizmetleri ve ordusunu imhadan kurtardığı için fahrî yaverlik unvanı verilişi (A.H.E., s.153; Borak, s.165;Ata ve i., s.75). (Bu tarih A.K.D.D.A.Y., s.87'de 21 Eylül 1918; A.Y.A., s.50, K.A.B.K.Ö., s.104 ve A.N.M., s. 179 'da 23 Eylül 1918 olarak gösterilmiştir). [Kocatürk]

 

22 Eylül 1918 – Mustafa Kemal'e Vahdettin'in fahri yaveri (Yaver-i Fahri- i Hazret-i Şehriyari)ünvanı verilmesi.

 

22 Eylül 1919 – Mustafa Kemal, General Harbourd ile görüştü. (Mustafa Kemal Paşa'nın Amerikan heyetinin başkanı General Herbord ile Sivas'ta görüşmesi.)

 

22 Eylül 1919 – Atatürk'ün, General Harbord'la Sivas'ta yaptığı görüşme hakkında Kâzım Karabekir'e yazısı: "…General, bütün millî hareket ve girişimlerimizi takdir ve 'Bir Türk olsaydım ben de ancak bu şekilde hareket ederdim' demiş ve pek samimî ve lehimizde ümit verici fikir ve görüşler de söylemiştir."

 

22 Eylül 1919 – Atatürk'ün, Vahdettin'in İstanbul hükümetine yardımcı olunmasını isteyen 20 Eylül 1919 tarihli bildirgesini cevaplaması ve Damat Ferit Paşa Hükûmeti'nin derhal düşürülmesini istemesi.

 

22 Eylül 1919 – Mustafa Kemal Paşa'nın Amerikan heyetinin başkanı General Harbord ile Sivas'ta görüşmesi. General Harbord Hey'eti ve General'e Verdiğim Cevap (Nutuk) ; Efendiler, hatırlarınızda olsa gerektir ki, memleketimizde ve Kafkasya'da incelemeler yapmak üzere Amerikan Hükûmeti General Harbord'un başkanlığında bir hey'et göndermişti. Bu hey'et Sivas'a geldi. 22 Eylül 1919 günü General Harbord ile uzun uzadıya görüştük. General'e, Millî Mücadele'nin maksat ve gayesi, millî teşkilât ve birliğin ortaya çıkış sebebi, müslüman olmayan azınlıklara karşı gösterilen duygular, yabancıların memleketimizdeki yıkıcı propaganda ve eylemleri üzerinde ayrıntılı ve belgelere dayanan açıklamalarda bulundum. General'in bazı garip soruları ile de karşılaştım. Söz gelişi: «millet, tasarlanıp yapılabilecek her türlü teşebbüs ve fedakârlığa başvurduktan sonra da başarı sağlanamazsa ne yapacaksın?» gibi. Yanlış hatırlamıyorsam, verdiğim cevapta demiştim ki: Bir millet varlığını ve istiklâlini kurtarabilmek için düşünülebilen her türlü teşebbüs ve fedakârlığı yaptıktan sonra başarıya ulaşır. Ya başaramazsa demek, o milletin ölmüş olduğu hükmüne varmak demektir. Öyle ise, millet yaşadıkça ve fedakârca teşebbüslerine devam ettikçe başarısızlık da söz konusu olamaz. General'in bu sorusunun altında yatan asıl maksadın ne olabileceğini araştırmak istemedim. Ancak, verdiğim cevabın kendisince takdirle karşılandığını bugün yeri gelmişken belirtmek isterim. Kaynak atam.gov.tr

 

22 Eylül 1919 – İngiliz Times Gazetesi de 22 Eylül 1919 tarihli sayısında Sivas Kongresi'nden "Sivas'taki Anadolu Cumhuriyeti" diye söz etmişti.

 

22 Eylül 1919 – Mustafa Kemal'in memleket içinde ve Kafkasya'da incelemeler yapmak üzere Amerikan Hükümetince görevlendirilen General Harbord ile uzun bir görüşme yapması. O'na milli mücadelenin gaye ve esaslarını bildirmesi, azınlıkların durumu, yabancıların zararlı faaliyetleri hakkında bilgilendirmesi. (Nutuk)

 

22 Eylül 1922 – Paris'te biraraya gelen Poincaré, Lord Curzon ve Kont Sforza oldukça gergin bir toplantı yaptı.

 

22 Eylül 1922 – Damat Ferit Paşa eşi ve çocuklarıyla Nice'e kaçtı.

 

22 Eylül 1922 – Atatürk'ün, İkdam gazetesi muharriri Yakup Kadri (Karaosmanoğlu) Bey'e İzmir'de, barış şartları hakkında demeci: "…Askerî hareket, siyasî faaliyetin ümitsiz olduğu noktada başlar. Ümidin güven verici bir surette avdeti, orduların hareketinden daha hızlı, hedeflere erişmeyi temin edebilir."

 

22 Eylül 1922 – Atatürk'ün, İstanbul ve Boğazlar üzerine harekât ile ilgili Kâzım Karabekir'e telgrafı: "Pek kuvvetli olmamıza rağmen siyasette de pek hesaplı ve mutedil bulunuyoruz. Herhalde meseleyi siyasetle çözümlemeyi tercih etmekteyiz."

 

22 Eylül 1922 – General Harington'un, İngiltere Savunma Bakanlığı'na telgrafı: "…Mustafa Kemal tarafsız bölgeyi çiğnememe kararını bugün verecektir, sanırım. Çiğnerse, karşısında İngiltere'yi ve dominyonları bulacağını açıkça kendisine duyurdum(!)" [Kocatürk]

 

22 Eylül 1922 – Fransa Başbakanı Poincaré'in, Paris'te İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon'a söyledikleri: "Mustafa Kemal kuvvetleri ileri yürümek istiyor; Mustafa Kemal, onları frenlemeye çalışıyor. Çatışmayı önlemenin tek yolu Mudanya Konferansı'nı başlatmaktır."

 

22 Eylül 1922 – Mustafa Kemal Paşa'nın İstanbul ve Boğazlar üzerine harekatı ile ilgili, Kazım Karabekir Paşa'ya telgrafı: "Pek kuvvetli olmamıza rağmen, siyasette de pek hesaplı ve mutedil bulunuyoruz. Herhalde meseleyi siyasetle halletmeyi seçmeliyiz."

 

22 Eylül 1922 – Ezine'nin kurtuluşu.

 

22 Eylül 1922 – Milli kuvvetlerin Susurluk'a girişi.

 

22 Eylül 1923 – İmroz Yunanlılardan alındı.

 

22 Eylül 1923 – Mustafa Kemal Avusturya'da yayınlanan Neue Freie Presse gazetesi muhabirine (Hans Lazar) Cumhuriyet'in İlanı'na dair mülakat verdi. (Sözleri 27 Eylül tarihli Hakimiyet-i Milliye gazetesinde de yayınlandı.)

 

22 Eylül 1924 – Gazi Mustafa Kemal Samsun'da, İstiklal Ticaret Mektebi'nde öğretmenlerle yaptığı konuşmada: "Dünyada her şey için medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için, en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlmin ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir" dedi.

 

22 Eylül 1924 – Atatürk Samsun'da öğretmenlere seslenirken; "Dünyada her şey için, uygarlık için, yaşam için, başarı için, en gerçek yol gösterici bilimdir. Bilimin dışında yol gösterici aramak aymazlıktır, bilgisizliktir, sapkınlıktır. Yalnız, bilimin yaşadığımız her dakikadaki evrelerinin gelişimini algılamak ve ilerleyişini zamanla izlemek koşuldur. Bin, iki bin, binlerce yıl önceki bilim dilinin çizdiği ilkeleri, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette bilimin içinde bulunmak değildir."

 

22 Eylül 1924 – Mustafa Kemal Samsun'da Ticaret Okulu'ndaki konuşmasında bilime olan inancını belirten, ünlü konuşmasını yaptı: "Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir." Atatürk'ün, Öğretmenler Birliği'nin Samsun İstiklâl Ticaret Mektebi'nde şerefine verdikleri çayda konuşması: "Bu çay ziyafetini düzenleyenlere özel olarak teşekkür ederim. Bu vesile beni, Samsun'un çok aydın ortamında bulundurmuş oldu. Bu vesile beni, kafaları ilim ve fen ile bezenmiş kıymetli insanlardan oluşmuş bir topluluk huzurunda bulunmakla pek mutlu etti. Dünyada her şey için, uygarlık için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici ilimdir, fendir, ilim ve fennin dışında yol gösterici aramak dalgınlıktır, bilgisizliktir, doğru yoldan sapmaktır! Yalnız, ilim ve fennin yaşadığımız her dakikadaki gelişimini kavramak, ilerlemeleri zamanında izlemek şarttır."

 

22 Eylül 1924 – Atatürk'ün Samsun İstiklâl Ticaret Mektebi (Okulu)'nda Muallimlerle (Öğretmenlerle) Konuşması.

 

22 Eylül 1924 – Samsun'da "nereden esin ve kuvvet aldığı" yolunda yöneltilen bir soruya verdiği cevapta, "uyanışı düne borçlu olduğumuzu" belirterek şöyle demiştir: "Diyebilirim ki bugünkü uyanışı düne, geçmişe borçluyuz. Herhalde babalarımızın, analarımızın, eğitimcilerimizin ruh ve zihinlerimizin gelişmesinde verimli etkileri vardır… Şimdi burada büyük bir kişiye rastladım. O, benim ortaokul birinci sınıfta öğretmenim idi. Bana henüz ilk bilgileri öğretirken gelecek için ilk düşünceleri de vermişti. Açıklamak istiyorum ki ilk esin, ana baba kucağından, sonra okuldaki öğretmenin dilinden, vicdanından, eğitiminden alınır.'' ATATÜRK'ün Samsun'daki kalabalık arasında görüp kendisinden övgü ile söz ettiği, Selânik Askerî Ortaokulundaki Fransızca Öğretmeni olan Yüzbaşı Nakiyüddin YÜCEKÖK idi. ATATÜRK'ün öğrenim hayatında etkisi altında kaldığını söylediği bir diğer öğretmeni Manastır Askerî Lisesinde Tarih Öğretmeni Topçu Yüzbaşı Mehmet Tevfik BİLGE'dir.

 

22 Eylül 1924 – Atatürk'ün, Samsun'da Öğretmenler Birliği'ni ziyareti ve Birliğin hatıra defterine yazdıkları: "…Bütün Türkiye'yi içine alan Öğretmenler Birliği'nin, bütün milleti aydın birlik haline getirdiği zaman, Türk milletinin nasıl bir demir kütle olacağını düşünmek cidden büyük zevk ve saadettir!" [Kocatürk]

 

22 Eylül 1924 – Atatürk, Samsun'da öğretmenlerle yaptığı konuşmasında; "Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici ilimdir, fendir. İlmin ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cehalettir, sapkınlıktır. Yalnız ,ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişmesini kavramak ve ilerlemelerini zamanında izlemek şarttır. Bin, iki bin, binlerce sene önceki ilim ve fen dilinin çizdiği kuralları, şu kadar bin sene sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak, elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir." (1923, Sinan Meydan, 3. Baskı., s.470)

 

22 Eylül 1925 – Atatürk'ün, İzmit'ten Reşitpaşa vapuru ile Mudanya'ya gelişi ve -kendisini İstanbul'a davet eden- İstanbul Heyeti'ni kabulü ve söyledikleri: "…İstanbul'u ziyaret etmeyi çok isterim. Bu arzumun gerçekleşmesinde doğrusu bugüne kadar çok gecikmeler oldu. Bunun sebepleri kolaylıkla izah edilebilir, inşallah bu sebeplerin ortadan kalkmasıyla İstanbul ve İstanbulluları da ziyaret etmek bahtiyarlığına kavuşacağım."

 

22 Eylül 1925 – Atatürk'ün, Reşitpaşa vapurunun hatıra defterine yazdıkları: "Gördüğümüz intizam ve mükemmeliyet, Seyrisefain (Denizbank) idaremizin yetenekli ellerde bulunduğuna şüphe bırakmamaktadır. Bu yazılarım teşekkürdür."

 

22 Eylül 1925 – Atatürk'ün, Mudanya'dan Bursa'ya gelişi.

 

22 Eylül 1929 – Atatürk'ün, küçük çoban Sığırtmaç Mustafa'yı Şişli Çocuk Hastanesi'nde tekrar ziyaret ederek tedavisi hakkında bilgi alması.

 

22 Eylül 1930 – Atatürk'ün, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin olağanüstü toplantısında Başbakan İsmet Paşa'nın millî para siyaseti ve doğu olayları hakkındaki konuşmasını izlemesi.

 

22 Eylül 1935 – Atatürk'ün, İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak'la beraber İstanbul'dan Ankara'ya gelişi.

 

22 Eylül 1936 – Atatürk'ün, akşam İsmet İnönü ile Haydarpaşa'ya gelerek onu Ankara'ya uğurlaması, Dolmabahçe Sarayı'na dönüşü.

 

22 Eylül 1937 – Atatürk'ün, öğleden sonra Florya'dan Dolmabahçe Sarayı'na gelerek 2. Türk Tarih Kurultayı'nın çalışmalarını izlemesi.

 

22 Eylül 1938 – 11.05'de Mim Kemal Öke tarafından 2. ponksiyonun yapılması. Doktorların müşterek raporu; karaciğer büyük kalmıştır, iştah ve umumi hal 4-5 gün öncesine göre daha iyidir.