Tarihte bugün Atatürk

 

23 AĞUSTOS

 

23 Ağustos 1916 – Rusların, Bitlis ve Muş bölgelerinde 16. Kolordu birliklerine karşı yeniden taarruza başlaması.

 

23 Ağustos 1917 – Atatürk'ün, İstanbul'dan Halep'e gelişi. (Atatürk'ün Halep'ten İstanbul'a ilk yazısı 24 Ağustos 1917 tarihini taşıdığına göre Halep'e geliş tarihinin bundan bir veya birkaç gün önce olması gerekmektedir). [Kocatürk]

 

23 Ağustos 1919 – İstanbul hükümetinin dahiliye nazırı Adil Bey, Sivas valisi Reşit Bey'den kongrenin engellenmesini istedi.

 

23 Ağustos 1919 – Ferit Paşa kabinesinin Kuvayi milliye ile Yunan birlikleri arasında, Osmanlı birliklerinden oluşan bir tampon bölge oluşturulması teklifi. (Nutuk)

 

23 Ağustos 1920 – Atatürk'ün, Kastamonu Valisi Cemal Bey'e, İnebolu'da emekli topçu yüzbaşısı, tüccarlardan Saffet Harun Bey'e -İnebolu Kaymakamı aracılığıyla- makine başında ulaştırılmasını istediği telgrafı: "Saffet Harun Beye, validemin ve kız kardeşimle eşinin emin bir şekilde İstanbul'dan kurtarılması ile Anadolu'ya geçirilmesini rica ederim."

 

23 Ağustos 1920 – Kastamonu Valisi Cemal Bey'in, Atatürk'ün telgrafına cevabı: "Yüksek emirlerinizi Saffet Harun Bey'e bildirdim. Yanımdadır. Muhterem annelerini, İnebolu'ya mı yoksa Samsun'a mı çıkarmak uygun olduğunu soruyorlar efendim."

 

23 Ağustos 1920 – Atatürk'ün, Kastamonu Valisi Cemal Bey'in telgrafına cevabı: "Annemin, kız kardeşimle eşinin İnebolu'ya çıkarılarak buraya bilgi verilmesinin, Saffet Harun Bey'e bildirilmesini rica ederim." (Bu girişim, ya Zübeyde Hanım'ın yolculuğa imkân vermeyecek derecede rahatsızlığı ya da diğer bir sebeple gerçekleşememiştir. Zübeyde Hanımla kızı Makbule Hanım, ancak 13 Haziran 1922 günü İstanbul'dan Adapazarı'na gelebilmiş ve 14 Haziran günü burada Atatürk'le görüşmüşlerdir. Zübeyde Hanım, Atatürk'le beraber 24 Haziran 1922 günü Ankara'ya gelmiş, Makbule Hanım ise İstanbul'a dönmüştür). [Kocatürk]

 

14-23 Ağustos 1921 – Yunan orduları doğuya doğru yavaş yavaş ilerledi. Türk orduları ise Başkomutan Atatürk'ün planı dahlinde küçük çarpışmalarla geri çekildi.

 

23 Ağustos 1921 – Yunan ordusunun taarruzu ve Sakarya Meydan Muharebesi'nin başlaması. (22 gün 22 gece devam etmiştir.)

 

23 Ağustos 1921 – Yunanlılar Papulas komutasında, Sakarya'nın doğusunda konuşlanmış Türk mevzilerine karşı genel saldırıya geçti. Kötü hava koşulları savaşın kaderini değiştirdi. Mangal Dağı düştü, ordunun Üçüncü Grubu'nun ileri mevzileri Yunanlıların eline geçti. Top sesleri Ankara'dan duyulmaya başladı.

 

23 Ağustos 1921 – Yunan ordusu cephemize karşı ilerlemeye başladı ve taarruza geçti. Savunmamız birkaç yerden kırıldı. Tedbir alındı, birlikler kaydırıldı. Meydan muharebesi 100 kilometrelik cephede cereyan etti. Sol kanat Ankara'nın 50 kilometre yakınına değin çekildi. Ordunun yönü batıya iken güneye döndü. (Nutuk)

 

23 Ağustos 1921 – Yunan Bakan Theotakis, kendisinden randevu isteyen İngiliz Ataşesi Albay Narine'e 5 Eylül'de Ankara'da randevu verdi. Ancak evdeki hesap çarşıya uymayacaktı.

 

23 Ağustos 1921 – Sakarya Savaşı başladı. 23 Ağustos'ta Mangal Dağı, 26 Ağustos'ta Türbetepe Yunan ordularının eline geçti. Bunun üzerine Başkomutan Atatürk, 27 Ağustos'ta Milli Savunma Bakanı'na, TBMM'nin önce Keskin'e, gerekirse Kayseri'ye taşınması için emir verdi. Ancak Yunan taarruzu önlenince bu emri iptal etti. 100 km'lik bir hat üzerinde devam eden bu meydan muharebesinde yer yer Türk savunma hatları çözüldü. Sol kanattaki Türk kuvvetleri Ankara'nın 50 km güneyine kadar çekildi. Türk ordularının yönü değişti. 27 Ağustos'ta Yusuf İzzet Paşa'nın "Bu hat da giderse hangi hattı savunacağız?" demesi üzerine Başkomutan Atatürk, şu formülü geliştirdi: "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır o satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz. Onun için küçük büyük her birlik bulunduğu mevziden atılabilir. Fakat küçük büyük her birlik ilk durabildiği noktada yeniden düşmana cephe kurup savaşa devam eder…" Bunu, ordulara emir olarak da verdi. Orgeneral Ali Fuat Erden'in değişiyle, "Sakarya muharebesi, saha savunmasıdır. Mustafa Kemal bunu 'satıh müdafaası' diye ifade etti." (Ali Fuat Erden, Atatürk, s. 93). Atatürk, bu geri çekilişlerle hem düşmanı fiziksel ve zihinsel olarak yıprattı. Hem düşman ordusunun ikmalini zorlaştırdı, hem de istediği yerde düşmanı karşılayabildi. Ayrıca düşmanı, 100 km'lik bir alanda savaşmak zorunda bıraktı.

 

23 Ağustos 1922 – Yunanlıları şaşırtmak amacıyla Bilecik'in doğusundan Rumköy'e gece baskını düzenlendi. Bu baskında Türk kuvvetlerinden kaçan bir erin yapılacak taarruz hakkında Yunanlılara bilgi vermesi üzerine Yunan ordusunun istihbaratı önlem almaya başladı.

 

23 Ağustos 1922 – Ankara Komutanı Fuat (Bulca) Bey'in, Atatürk'e telgrafı: "Valide iyidir. Dün pek neşeli olarak vakit geçirildi. Pek memnundurlar, dua etmekte ve "Selânik'e ne vakit gideceğiz?" diye sual sormaktadır. Fikriye Hanım da iyidir, hürmetlerini iletmektedir. Başarınıza, hanımların ellerinde Kuran dua etmekteyiz." [Kocatürk]

 

23 Ağustos 1922 – Vahdettin askeri doyurabilmek için Taksim kışlası ve talimhane meydanını (Taksim meydanı ve kışlasını) 500.000 liraya "İstanbul Emlak Şirket-i Osmaniyesi" isimli Fransız şirkete sattı. Satış mukavelesi 20 Şubat 1913 tarihinde imzalandı. Taksim kışlası satışa çıkarıldığında içinde Mehmetçiğin kullandığı bir de cami vardı. Sözleşmeye cami açık kalacak şartı kondu. Şirket şartlar nedeniyle bu alanı yeterince kullanamadığı için ettiği zarara karşılık 700.000 lira tazminat isteyince sözleşme 23 Ağustos 1922'de yenilendi. (Charles Harington, Atilla Oral)

 

23 Ağustos 1923 - 30 Ocak 1923 tarihinde Türk ve Yunan tarafları arasında Türk ve Rum nüfus mübadelesine dair sözleşme ve protokol imzalandı. (TBMM 23 Ağustos 1923 tarihinde onayladı, aynı gün yürürlüğe girdi.)

 

23 Ağustos 1923 – Meclis akşam saatlerinde, Lozan Barış Antlaşması'nı onayladı. Antlaşma 14'e karşı 213 oyla onaylandı. Antlaşmaya göre onay tarihinden itibaren İstanbul ve Boğazlar 6 hafta içinde boşaltılacak.

 

23 Ağustos 1923 – Lozan Barış Antlaşması'nın TBMM Görüşmelerinde Dışişleri Bakanı İsmet İnönü anlaşmanın faydalarını içeren bir konuşma yaptı.

 

23 Ağustos 1923 – Vahdettin Taksim camisini 7000 liraya Fransızlara sattı. (Maliye Nazırı Mehmet Rıfat Bey'di.) 20 Şubat 1913 tarihli sözleşmede açık tutulması istenen Taksim cami, bu yeni sözleşme ile 'nakledilecek' ibaresiyle anıldı ve Sofraköy'de bir cami yapılması şartıyla satış gerçekleşti. Lakin bu satış resmi gazeteden (Takvim-i Vakayi) dahi saklandı. (Charles Harington, Atilla Oral)

 

23 Ağustos 1925 – Mustafa Kemal Paşa mareşal üniforması ile Kastamonu gezisine çıktı.

 

23 Ağustos 1925 – Gazi Mustafa Kemal'in, Kastamonu'da ilk defa şapka giymesi. Atatürk'ün, panama şapkasıyla sabah otomobille Ankara'dan Kastamonu'ya hareketi ve öğleyin Çankırı'ya gelişi.

 

23 Ağustos 1925 – Atatürk Çankırı Kız İlk Mektebi (İlkokulu)'nde.

 

23 Ağustos 1925 – Atatürk'ün, öğle yemeğinden sonra Çankırı'dan hareketle akşam Kastamonu'ya gelişi ve halk tarafından coşkun şekilde karşılanışı. (Atatürk'ün Ankara'dan hareketi ve Kastamonu'ya geliş tarihi, bazı kaynaklarda, yanlış olarak 24 Ağustos 1925 gösterilmiştir). [Kocatürk]

 

23 Ağustos 1925 – İstanbul'da Sarayburnu'nda Mustafa Kemal'in ilk heykeli dikildi.

 

23 Ağustos 1928 – Gazi Mustafa Kemal'in Tekirdağı'nda yeni harfler üzerine konuşması ve memurları sınava çekmesi.

 

23 Ağustos 1928 – Atatürk'ün, Ertuğrul yatı ile İstanbul'dan Tekirdağ'a gelişi, şehirde ziyaretleri, yeni harflerle ilgili olarak halkla görüşmesi. (Öğleden sonra saat 13.00 sıralarında yatla tekrar İstanbul'a hareket etmiştir).

 

23 Ağustos 1928 – Atatürk'ün, Tekirdağ dönüşü İstanbul'da Anadolu Ajansı muhabirine yeni Türk harfleri ile ilgili demeci: "…Az zaman sonra, yeni Türk harfleriyle, gözler kamaştırıcı Türk manevî gelişiminin erişebileceği kudret ve itibarın milletlerarası seviyesini gözlerimi kapayarak şimdiden o kadar parlak görüyorum ki, bu manzara beni kendimden geçiriyor!" [Kocatürk]

 

23 Ağustos 1930 – Atatürk'ün, Yalova'da gece sofrada söyledikleri: "…Biz bu müesseseyi (cumhuriyeti) hacılara, hocalara terk etmek için meydana getirmedik. Tarihi, Octave'a bırakamayız. …Cumhuriyet müessesesinin bir müstebit eline geçeceğini mezarımda bile duysam, millete karşı haykırmak isterim. ..Cumhuriyetin milletin kalbinde kök saldığını görmek, yegâne emelimdir."

 

23 Ağustos 1931 – Atatürk'ün, liseler için tarih kitapları yazılırken, Türk Tarih Kurumu'na gönderdiği mektup: "…Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır."

 

23 Ağustos 1933 – Atatürk'ün, Dolmabahçe Sarayı'ndan Yalova'ya gelişi.

 

18-23 Ağustos 1934 – Dolmabahçe Sarayı'nda İkinci Türk Dil Kurultayı toplandı. Atatürk'ün, Dolmabahçe Sarayı salonunda açılan "İkinci Türk Dil Kurultayı"nın çalışmalarını izlemesi. (Kurultay 23 Ağustos 1934'e kadar devam etmiştir).

 

23 Ağustos 1934 – Atatürk'ün, öğleden sonra Dolmabahçe Sarayı'nda 2. Türk Dil Kurultayı'nın son gün çalışmalarını izlemesi.

 

23 Ağustos 1938 – Atatürk'ün, Dolmabahçe Sarayı'nda Başbakan Celâl Bayar, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Araş ve Maliye Bakanı Fuat Ağralı'yı kabulü.